Belli bir kesim tarafından Yasaklı Listesine koyulan hatta Şeytanın Kitabı olarak nitelendirilen eser olan Prens bir kaç aydır kitaplığımda okunmayı beklemekteydi. 1513 yılında Machiavelli tarafından kaleme alınan eserde yazar özetle devletin başına geçecek bir prens aramaktadır.

Bu yüzden kitabında, hayalindeki prens için “Nasıl Bir Kişilikte Olması Gerektiği”, “Halka Nasıl Davranacağını”,”Ordu ve Halk Arasındaki İlişki” gibi konularda tavsiyelerde bulunmaktadır.

Kitabı elinize aldığınız zaman, 1513 döneminden bir siyasetçinin geleceğe gönderdiği mektubu okuyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Prens konu başlıkları ve içerik olarak da ilk siyasetnamemize benzemektedir.

Bazı ülkeler ve dinler tarafından saldırı/eleştiri/yasaklanma bombardımanına tutulan bu eser üzerine kendi yorumlarımı süzüp yaptığım kısa tanıtımdan sonra kitaptan bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Faydalı olması dileğiyle. Herkese iyi çalışmalar…

Sivil  Prenslik Üzerine
Yazar : Niccolo Machiavelli
Çeviri : Kemal Atakay

Yurttaşların desteği ile başa geçen prenslere diyeceğim şudur:

Kişi bu prensliğe ya halkın ya soyluların desteği ile gelir. Çünkü her şehirde bu iki farklı eğilim bir arada bulunur ve bundan şu sonuç doğar;
Halk soyluların kendisine hükmetmesini ve kendisini ezmesini istemez. Soylular ise halka hükmetmek ve halkı ezmek ister. Bu iki farklı arzudan, şehirde şu üç sonuçtan biri ortaya çıkar: Prenslik, özgürlük ya da kargaşa.
Devamını oku »

Popularity: 5% [?]

Ç.O.M.Ü LİDER ÖĞRENCİLER TOPLULUĞU, daha önce ODTÜ / Ankara’da düzenlenen Kariyer Zirvesinde tanışma fırsatı bulduğum bir öğrenci grubu.

Hızla gelişen ve değişen günümüz Bilgi Çağında değişimin daha iyi yönetilebilmesi için önemi her geçen gün bir kat daha artan liderlik vasfının tüm öğrencilerde gelişmesini sağlamak vizyonu ile yola çıkan Ç.O.M.Ü LİDER ÖĞRENCİLER TOPLULUĞU yeni bir aktiviteye hazırlanıyor.

Bu tür organizasyonlara, büyükşehirlerde yapılanlara faaliyetlere göre maddi / manevi anlamda daha çok emek harcandığını hatırlatarak, Topluluk üyesi Saniye KONUK’tan aldığım aktivite içeriğini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Devamını oku »

Popularity: 4% [?]

Önceki gün, memleketim olan Isparta’dan bana güzel bir soru geldi.
Sorunun sahibi, farklı bir şehir den kalkıp öğrenim için Isparta’ya gelen ve kişisel gelişimi yanında dolaylı olarak memleketimin gelişimine de katkıda bulunan bir arkadaştı.

Soru: Hakan abi İstanbul’da T&T Kamp’09 diye bir yarışma var, katılsam faydası olur mu?

Dikkatimi çeken yarışmanın içeriği, konusu vs… den çok İstanbul’da yapılacak bir aktivite/yarışmaya Anadolu’dan bir gencin katılma isteğiydi.

Tabi ki bu sözü, Anadoluda ki gençlerin bu tür yarışmalara ilgisiz olmalarından kaynaklı bir düşünce ile değil. Tam tersine İstanbul’da yapılan bir aktivite/yarışma organizatörlerinin Anadolu’daki gençlere olan ilgisizliğinden dolayı söylüyorum.

Dolayısı ile organizatörlerdeki bu ilgisizlikte insanın aklına şu atasözünü getiriyor.
Kökünü beğenmeyen dal, dalını beğenmeyen meyve, daha olgunlaşmadan çürür.

Arkadaşın gönderdiği T&T Kamp’09 aktivitesinin tanıtım yazısına geçmeden önce konu ile ilgili başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Devamını oku »

Popularity: 4% [?]

Krizde yapılabilecek en akıllıca hareketlerden biri olan kümelenme yöntemini anlattığım önceki yazım,  farklı çevrelerden çok güzel/yapıcı eleştiriler aldı.

Geri dönüşlerden ve yazı üzerine arkadaşlar ile yaptığımız sohbetlerimizden çıkardığım en önemli konu başlığı “Güven” oldu.

Bir bakıma haklılar. Kime güveneyim, nasıl güveneyim soruları ile başlayan bir kümelenme hareketi şüphesiz ki ileride büyük sorunlar doğuracaktır.
Peki hedeflediğim, kamuoyun da bilinç oluşması için çabaladığım kümelenme kavramı’nın, en azılı düşmanı olan güven sorununu aşmak için ne yapmalıydım?
En azından Hakan Çelebi’nin elinden ne gelebilirdi?

Her zaman bahsettiğimiz dikey değil yatay genişleme ile yola başlamak istedim ve sorunun kaynağını biraz kurcaladım.

Bu konuda karşıma bir kavram çıktı ve tabire caizse bize cuk diye oturdu.
Sosyal Sermaye

Efendim, Sosyal Sermaye nedir?

  • Sokakta, karşıdan gelen birinin çantanıza sarılıp kaçacağını düşünmeden yürüyorsanız
  • İnternet alışveriş sitelerinde kredi kartınızı şifresini verirken korkmuyorsanız
  • Yeni bir işe başladığınız zaman sözleşmeyi okumadan imzalıyorsanız
  • Karşıdan gelen ve yardıma ihtiyacı görünümünden belli olan birine maddi/manevi anlamda yardım yapıyorsanız
  • Yargılama süreci devam etmekte olan bir davaya müdahale etme gereği duymuyorsanız
  • Esnaf iseniz, komşu dükkana gönül rahatlığı ile anahtar teslim edebiliyorsanız
  • vs…

bunların hepsi bizim ortak Sosyal Sermayemiz olmuş olur.
Maddi veya manevi anlamda, sermaye her zaman güç göstergeleri arasında yerini almıştır.
Öyle ki, Sosyal Sermaye ülkeler için manevi anlamda güç göstergesi sayılmaktadır.

Peki, günümüze tekrar dönersek. Sosyal Sermayemizin düştüğünü, az önce sıraladığım somut ifadelerin yok olmaya başlamasından anlayabilirmiyiz?
Ne acı ki malesef anlayabiliriz.

Şimdi karamsarlığa kapılmanın zamanı değil. Toparlanalım ve buraya nereden geldik hatırlayalım.
Öncelikle kümelenmenin faydalarından bahsettik.
Ama baktık ki ondan önce halletmemiz gereken bir sorun var Güven sorunu.
Daha sonra biraz araştırdık ki aslında güven, güçlü ve özgür toplumların sahip olması gereken bir Sosyal Sermaye imiş.

Şimdi aklımıza şu soru geliyor.
“Peki bu Sosyal Sermaye nasıl ölçülür?
Ben gidip Avrupa da Sosyal Sermayem yüksek diye nasıl hava atarım?” Devamını oku »

Popularity: 4% [?]

Hani akşama konuğunuz vardır da, sıkı bir tempo içerisinde hazırlık yaparsınız. Pişirmeyi düşündüğünüz yemekden, giymeyi düşündüğünüz kıyafete kadar, her şey kafanız da şekillenir.
Ama siz, bir gün öncesinden yaptığınız plan sayesinde, yol haritanızı çizmişsinizdir ve bu size güven vermiştir. Başınız  dik bir şekilde konuklarınızı ağırlarsınız.

Sivil Toplumdan,  kamu ve yerel yönetimlerine kadar bizlerde 3-4 yıldır alışık olmadığımız şekilde, hareketli bir tempo yakaladık.
Ülkemizin dört bir köşesinde Sanayi Odalarından, Belediyelere, Odalar Borsalar Birliğinden, Silahlı Kuvvetlerimize kadar her kurumun kısa, orta ve uzun vadeli yapılacakları hazırlanmıştır.

Yol haritaları, Başkanların vizyonları çerçevesinde çizilmiş,  kaynaklar belirlenmiş, kamuoyu yaratılmış, ekipler kurulmuştur(kurulacaktır).
Bu yüzden aldığımız haberler*** çok ta süpriz değildir.

*** Nabucco
*** Sarp Sınır Kapısı
*** Trabzon’a İran Müjdesi
*** 3. köprü <> Karadeniz Sahil Yolu
*** Çin - Avrupa (ipek yolu)
*** Lira üzerinden Dış Ticaret
*** Dolar != Ruble
*** Hindistan Gezileri
*** Teknokentler
*** THY: Hedef, Çine Haftada 21 sefer

daha sıralayacaklarım var tabiki ama “sus Hakan süpriz olsun” diyorsanız önümüzdeki dönem de izleyip görelim :)

Her zamanki gibi herkese iyi çalışmalar dilerken aklıma gelen bir şiirimiz ile sizleri başbaşa bırakmak istiyorum.

Zulmü Alkışlayamam

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!…
-Boğamazsın ki!
-Hiçolmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu…
İrticanın şu sizin lehçede ma’nası bu mu?

Mehmet Akif Ersoy

Popularity: 4% [?]

Gündem çok hızlı değişiyor. Orta ölçekli kobilerimiz E-Dönüşüm stratejileri geliştirmeye çalışırken bir anda inovasyon terimi ile karşılaşıyorlar. Katıldığı konferanslarda “İnovasyon nedir” sorusunun cevabını arayan firma sahibi, tam Ar-Ge ekibini kurdum derken kriz kapısına dayanıyor.

Üretimden kısarak maliyet düşürme yoluna giderken haliyle Lüks Ar-Ge departmanın kapısına da kilidi vuruyorlar.

İçine girdiğimiz konjonktürde yaşanan bu baş döndürücü gündem, patronlarımızın kabuğuna çekilmesine ve firma içi sorunların baş göstermesine yol açıyor.

Ama işte tam burada karşımıza yeni bir model çıkıyor KÜMELENME.

Kümenlenme tanımı şu şekilde ifade edilmektedir;
Aynı bölgede ve aynı iş kolunda,
Aynı değer zincirinde faaliyet gösteren,
Birbiriyle işbirliğinde bulunan ve aynı zamanda birbirine rakip olan,
Birbiriyle ilişkili işletmelerin ve onları destekleyici kurumların bir araya geldikleri örgütlenme modelleri.

Kümelenme Öncesi Durum Analizi:

  • Firmalar birbirleri ile rekabet halindeler.
  • Aralarında herhangi bir paylaşım bulunmamaktadır.
  • Rekabet edebilenler ayakta kalır.
  • AR-GE yapanlar ürün yelpazesini genişletir.

    Devamını oku »

    Popularity: 4% [?]

Son zamanlarda bazı sözlük ve internet haber sitelerinde sıkça karşılaştığım bir ifade var.

  • Artık bu ülkede yaşanmaz…
  • Türkiyeyi sevmek için bir neden söyleyin.
  • Amerika da şu var, amerika da bu var

vs.. vs.. gibi cümleler kurulmakta.

Gayet tabii, herkesin kendi fikridir diyerek de çoğu zaman okuyup geçiyordum.
Ama son dönemlerde bu sözlerin sahibi kişiler, sevenleri soğutmaya, aşağılamaya başladılar.
Hatta, sevmediği yönler varsa bile eleştirmek yerine değiştirme yoluna giden insanları da çok basit sataşmalar ile sindirmeye çalışma operasyonu içine girdiler.

Doğal olarak bu durumda cevap hakkı doğdu ve aklıma şu hikayeyi getirdi.

Bir anne ve 4 yavrudan oluşan bir kuş ailesi varmış. Yavru kuşlar hiç dışarıya çıkmadan  yuvada otururlar, anne kuşun getirdiği yemekle karınlarını doyururlarmış. Tabiki günler geçtikce içinde yaşadıkları yuvayı yavru kuşlar bol bol kirletirlermiş.
Pislik içinde, ağlayan yavru kuşlar Annelerine;
“Anne yuvamız çok pis, bizi başka yuvaya götür” derlermiş.

Anne kuşta, kış ortasında büyük zorluklarla yuvayı başka bir ağaca taşırmış.
Ama yavru kuşlar iki gün içinde yuvayı tekrar kirletip yine yuvayı başka yere taşıtırlarmış.

En sonunda anne kuş bakmış ki sorunun yuvalarla ilgisi yok.
Sorun yavrularının kıçlarında. Demiş ki;
“Oturun oturduğunuz yerde! sizde bu boğaz ve sıçıklılık varken biz nereye gitsek aynı oluruz”

Dolmuştum baya sizlerle paylaşmam iyi geldi biraz.
Herkese İyi Çalışmalar…

Popularity: 2% [?]

Geçen yazımı hatırlarsanız, dünya’ya hükmetmek isteyen kişiler Hindistandan çıkmıştı. Ama bu sefer üstteki cümlenin sahibi kişiler ülkemizdeler. Ülkemizin her köşesinde farklı projelere imza atıyorlar ve projelerine başlarken üstteki cümleyi kullanıyor Toplum Gönüllüleri

Varız,  Çünkü Eleştirmek Değil, Değiştirmek İstiyoruz.

İşte bu tarz cümleleri seviyorum. Bu şekilde anlamlı bir slogana sahip olmak ne kadar büyük bir kazanım değil mi? İnsanların sizi anlaması için tek bir cümle yeterli oluyor.Bu öyle bir söz ki üzerine makaleler, kitaplar yazabilirsiniz. Bunun için sadece cümle üzerinde biraz düşünmeniz yeterlidir.
Örneğin İslam; Herşeyi bir kenara bırakın ve sadece şu cümleyi inceleyin ve üzerinde düşünün.Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.(Nahl 16/90)

Evet, bazen sorunları aşmamız için yapılması gerekenler bu şekilde bir cümle içerisinde saklı olabiliyor. Bir çoğumuz;

  • Neden gişelerde ücret veriyoruz?
  • Sigara insanı öldürüyor madem, herkes  bile bile neden sigara içiyor?
  • Kırmızı hat içerisindeyiz ama neden hala bekliyoruz?
    (bir bakmışın ben yokmuşum)
  • Isparta da bir uçak düştü neden?
  • Üniversite gençliği akın akın yozlaşmaya doğru gidiyor.
  • Deniz dalgası, güneş, rüzgar potansiyel enerji kaynakları.
  • Bu arabalar benzinsiz de çalışabiliyordu hani.
  • Microsoft server kurmak için danışmana neden ihtiyaç var? İleri -> İleri metodu ile server kuramazmıyız. Bunu yapan onuda yapamazmı? Mutlaka bir danışmana mı ihtiyacımız var?
  • Haber sitelerindeki yorumlarda neden insanlar birbilerine hakaret ediyor.
  • Neden yabancı bir çok büyük haber sitesi haberlerine yorumlama sistemi eklemiyor?
  • Ben neden bu yazıyı yayınlamak için 4-5 defa düşünüyorum?
  • Türkiye dışında 9 ülkede Türkçe konuşuluyor bunun anlamı nedir?
  • Siyanür havuzunda çalışıyordum bana birşey olmadı, 3 köy ileride bir koyun öldü ve ben işsiz kaldım neden?
  • Türkiye, Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip. Şimdi anladık o eğitimlerin nedenini.

Devamını oku »

Popularity: 3% [?]

Yazmaya başladığım saat [ 20:38 ]
Çok iddaalı bir söz değilmi? Üstelik haberini aldığımız / alamadığımız birçok olayın yaşandığı bu dönemde, bir dünyalı hergün işine bu cümle ile başlıyor.

Kim ki bu delikanlı, nerede yaşar? dediğinizi duyar gibiyim. Sizin gibi, aynı soruyu Başbakanımız da soruyor kendine. Yanına aldığı 3 bakanı ile soluğu bu delikanlının yanında alıyor.

- Ne iş koçum anlat bakalım.

- Dayı, ben Amerikaya okumaya gittim. Evdekilerin durumu malum, okurken çalışmak da gerekiyor.

Yazılımcı olarak başladım. Aklımda da her zaman “ah ulan keşke bu işten aldığım parayı memlekette alıyor olsam, bırak hepsini yarısını bile verseler kral gibi yaşarım” cümlesi vardı. Tesadüf ki firmanın kafasında da aynı düşünce varmış.

Ertesi gün bir uyandım, fiber optik kablolar okyanusları geçmiş, bizim memleket internete kavuşmuş.

Artık işleri memleketten yapıp Amerikaya gönderiyor, maaşı da USD olarak alıyoruz. Keyifler gıcır anlayacağın…

Sonra baktık bize verilen işler artıyor, elemana ihtiyacımız var dedik. Sen misin onu diyen. Firma 100 bin kişi oldu, bende ortağı oldum.

- Aferim aslanım.
- Dayı, bu arada o sözü sadece ben değil, bu vadide çalışan herkes söylüyor.

- Ee kısa kessss, senin memleket neresi?
- Şu an bulunduğumuz yer. Hindistan Karnataka eyaletine bağlı olan Bangalore.

- Bangalore’nin nesi meşhur?
- Gelişmekte olan silikon vadisi
Outsourcing firmaları

- Her yerde bir outsourcing kelimesi kardeşim, bu bizim bildiğimiz taşeronluk değil mi?
- Evet öyle efendim. Başkasına yük olan işleri biz yapıyoruz.

- Anlat bakalım kimlerden outsource alıyorsunuz?
- Daha çok Amerika.

Devamını oku »

Popularity: 2% [?]

Üstteki resimde gördüğünüz gibi her zaman, kısa ve uzun vadeli yapmayı planladığım tüm çalışmalarımı zihin haritam da saklarım. Yaklaşık 1 aydır haritanın bir kolu(mavi çerçeveli olan) beni sürekli kendisine çekiyordu.

Kafamı nereye çevirsem onunla ilgili bir haber / olay / açıklama, hangi eğitime katılsam konuşmacıların o alanda söylemleri vs…

Kolları sıvayıp bir derinlere inelim bakalım neymiş bu işin aslı? Neler oluyor BRIC (Brazilya, Rusya, Hindistan, Çin) ülkelerinde? diyerek kutsal bilgi kaynağımız ekşi sözlüğe girdim…
(Çoğu araştırmaya başlangıç yerimdir : )

Ve karşıma çıkan sonuçlar…

  • türkiye’nin içine girmekte geç kalmaması gereken topluluktur.
  • 21. yuzyilin gucleri olacak olan brezilya (hammadde zengini), rusya (petrol zengini), hindistan* (yetismis isgucu), ve cin‘in (dusuk maliyetli uretim) bas harflerinden olusan kisaltma.
  • 2050 yılında dünya ekonomisine hakim olacak ülkeleri tanımlayan bu terim ilk olarak goldman sachs tarafından kullanılmıştır.

Yazılım sektörü içerisinde bulunmamdan dolayı ismi bana yakın olan Hindistan ile araştırmaya devam ettim.

Hindistan ve Hintli kelimelerinin bende yazılım ile ilişkilenmesi lise3 döneminde (2003) başlamıştı. Isparta firmalarının peşinde “web sayfası yapıyom ben” diye dolaşırken turkticaret.net isimli, o zamanın şartlarında “DEV” diye nitelendirebileceğimiz  bir firma ile tanıştım. Bilgiye ulaşım için gerekli olan dijital telefon hattının bizim eve teğet geçtiği bir dönemde. Bir yandan Counter Strike oyununda cafe 1. si olmaya çalışırken bir yandan da bu işin inceliklerini araştırıyordum. Tabi bu süre içerisinde şehir efsaneleri üretmekten ve yaymakdan da geri kalmıyordum.
Aklıma gelenler…

  • Oğlum turkticaret.net’in Bursada gökdeleni varmış.
  • İstanbuldan - Anadoluya internet ilk oraya geliyormuş. Sonra Anadoluya dağılıyormuş.
  • Turkticaret.net’in en üst çatısında bir sürü hintli çalışıyormuş, şehire çıkmaları yasakmış.

Devamını oku »

Popularity: 2% [?]