Az önce rss’ime düşen bir siteyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kısaca tanıtmak gerekirse, site sahibi arkadaşlar google earth harita ve sokak modunu açmışlar. İlginç görüntüleri koordinatları ile beraber çıkarmışlar.

Örnek olarak


Koordinat: 38.226761,-112.29892
http://googlesightseeing.com/maps?p=1344&c=&t=k&hl=en&ll=38.226761,-112.29892&z=18
UTAH’a gitmekte olan bir missile

İlgimi çekenlerden bazıları:
http://googlesightseeing.com/maps?p=1344&c=&t=k&hl=en&ll=38.226761,-112.29892&z=18

http://googlesightseeing.com/2007/03/26/the-google-boat/

http://googlesightseeing.com/2007/05/31/half-naked-sunbathing-girls-on-google-street-view/

http://googlesightseeing.com/2007/06/13/the-cerne-abbas-giant/

http://googlesightseeing.com/2007/06/16/street-fight/

http://googlesightseeing.com/2007/07/25/fake-city-us-secret-service-training-facility/

iyi eğlenceler…

29 Ağustos tarihinde TÜİK tarafından ülkemizdeki hane halkının 2008 yılında interneti kullanma profili yayınlandı.  Detaylı olarak buradan inceleyebileceğiniz bu Dökümanı okurken altını çizme ihtiyacı hissetiğim bazı başlıkları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle gelen sonuçlara göre, ülkemizdeki her 100 evden 24,47 si internete erişim imkanına sahip. Ve bu rakama bağlı olarak internet erişimi bulunan her 100 kişiden 62,4 ü hemen her gün bilgisayar kullanmakta ve 59,7 si hergün interneti kullanmaktadır.

Hanelerin internete erişim rakamının düşündürdüğü öncelikli fikir şu oluyor. Evlerde belli dönemlerde veya sık sık ihtiyaç duyulan rutin haline gelmiş aktivitelerin internet üzerinden yapılmasını sağlayan web çözümlerinin geliştirilmesi.

Bu çözümler 2 binli yılların bize hediye ettiği ve ana mantığı, her iki taraf arasına girerek karşılıklı ticareti kolaylaştırma projeleri olacaktır.
İlk bakışta küçük gibi görünen %24,47 nin hesap makinesindeki asıl görüntüsü ve yakaladığı trend ile  önümüzdeki yıllarda ne gibi rakamlara çıkacağı düşünülürse şimdiden evler için web çözümlerinin geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ankete devam edecek olursak, TÜİK’in  raporda daha iyi vurgulamak için kalın harflerle yazdığı “İnternet en çok gazete ya da dergi okumak için kullanıyor”  cümlesi bizi hiç şaşırtmıyor. Günümüzün olmazsa olmazları arasına girmeyi başaran haber sitelerinin hane halkı tarafından kullanım oranı %76 olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu sonuçlara göre internet haberciliği sektöründe bulunan firmalara talep açısından sıkıntılarının olmadığını, yanlızca günümüz internet gelişimini yakından takip ederek bu alanda farklı girişimler yapmalarını belirtmek isterim.
[Bkz: milliyet.com.tr - Bu haber neyden bahsediyor ]

Ve anket sonuçlarının sonlarına doğru yaklaştığmızda karşımıza çıkan %88.4 sonucu, internet üzerinden hiç bir alışveriş işlemine dahil olmamış hane halkı oranını gösteriyor.

Bu sonuç karşısında bir istatistik mezunu olarak benim ve e-ticaret sektöründe bulunan yatırımcıların TÜİK’ e sunacağı en önemli istek:

Anket formuna bir daha ki sefere “İnternet üzerinden alışveriş yapmamanızdaki en önemli etken nedir?” sorusunu eklemeleri olacaktır.

Bu soru karşılığında gelen sonuçları görelimki yeni e-ticaret girişimlerine başlamadan önce atladığımız adımlarda projeler geliştirelim.

İyi Çalışmalar…

Yazılarını ve çalışmalarını ilgiyle takip ettiğim Ahmet KIRTOK’ un yeni içeriğini okuyordum az önce. Yazının konusu internetin bize kattığı aşırı bilgi yüklenmesi ve zamanı daha verimli kullanma ile ilgiliydi. (buradan ulaşabilirsiniz). Ve yazı sonunda kendimi duvardan daha sert olan düzensizliğime toslamış bir şekilde buldum.

İstanbula taşınmam öncesine kadar 2 farklı kurumda birden çalışıyor olmam ve bunun yanında öğrencilik görevimin olmasından dolayı tüm projelerim, görevlerim, yapılacak listem ve zihin haritalarım Outlook’ um da kategorize edilmiş bir şekilde hazırdı.
Bu güzel alışkanlığı kazanmamda büyük rolü olan Trabzon Ticaret Sanayi Odası Yk. Başkanımız M. Şadan EREN’ e teşekkürlerimi sunuyorum.

İstanbula geldikten sonra tek bir işte çalışmam ve öğrenciliğinden bitmiş olması bende bir tatil modu yarattı ki şu anda da hala devam etmekte.  Tabiki bu moddan çıkmanın ve eski düzene tekrar dönmemin benim elimde olduğunu da biliyorum ama her zamanki gibi ilk adımı dışarıda aradığım için Ahmet Beyin yazısı çok güzel bir tetikleyici etken oldu.
Sizinde okumanızı tavsiye ederim.

İyi çalışmalar…

<hakan2.0 onBlogRead=”eskiduzenedon()”></hakan2.0>

Şu an itibari ile ikinci kuşak olarak hitap ettiğimiz dönemin, yönetim anlayışı “üret” ve “sat” eylemleri üzerine kuruluydu.

Bu sebeple ikinci kuşak yöneticilerin yatırımları üretim ve satış mekanizmaları üzerine yapılmaktaydı. Günümüz yenilikçi yönetim anlayışı ile “üret”, ”sat” yanına “geliştir”  eylemi kazandırıldı.

Geliştir eyleminin mantığı üretimden satışa kadar olan bütün mekanizmaların bir önceki güne göre daha kaliteli hale getirilmesidir. İki anlayış arasındaki farktan dolayı ikinci kuşak yönetim anlayışı doğrudan ama dalgalı olarak kàr oranı yükseltilirken, yenilikçi yönetim anlayışı ile dolaylı ama sürekli yükselen bir kàr oranı yakalanmaktadır.

Yükselen veya düşen kâr’dan kasıt, kurumumuzun niteliğine göre değişmektedir. Örnek verecek olursak ticari bir şirket için kàr daha fazla para olarak görülürken bir üniversite için kàr, öğrenim açısından daha iyi yetişmiş mezunlar vermek olarak misyonlaşacaktır.

Yenilikçi yönetim anlayışı içinde yatan yatırımlar insana ve ürüne olmak üzere iki ana dala ayrılmaktadır. İnsana yatırımı örneklemek gerekirse çalışan personelin;

  • Şu anda önünde bulunan sorunlarının tespit edilmesi,
  • Bu sorunların giderilmesi,
  • İşini daha iyi yapması için gerekli olan eğitimlerin verilmesi,

Olarak sıralayabiliriz.

Az öncede bahsettiğim gibi ticari bir şirkette para yönünden kâr’ı belirleyecek olan faktör personel iken üniversiteler için öğrenim yönünden kâr’ı belirleyecek olan faktörse akademik personeller olacaktır.
Bu bağlamda üniversitelerin insana yatırım olarak yapacakları faaliyetler akademik personeller üzerine yapacakları yatırımlar olacaktır.

Ürüne yatırımsa ticari şirketler için sattıkları ürünü daha kaliteli hale getirmek, üniversiteler içinse özel sektöre teslim ettikleri öğrencileri daha kaliteli hale getirmek olmaktadır.

ÖĞRENCİ=ÜRÜN eşitliğini de bu şekilde ispat etmiş bulunmaktayız.
Tüm bu yatırımlara başlarken ilk aşama olarak yukarıda da belirttiğimiz gibi “şu anda bulunan sorunların tespiti” aşaması ile işe başlamaktayız. Bu aşamanın doğruya en yakın bir sonuçla geçilebilmesi için istatistikçilere büyük iş düşmektedir.

Belki de bu düşünce ile İSTATİSTİK = GÖZDE MESLEK eşitliğine de ışık tutabiliriz.

İyi çalışmalar.

(2007 gazeteport köşe yazım)

Dün işten eve geldikten sonra nette dolaşırken Burcu Doğan‘ın sitesinde bir araç buldum. Onunda başkasında bulmuş olduğu ve bu şekilde dağıla dağıla giden bu uygulama, kendince sitenizin okunabilirlik düzeyini ölçüyor. Bir de ben sorgu yapayım bakalım hakancelebi.net ‘in okunabilirlik düzeyi ne çıkacak derken, sonuç GENIUS (dahi) çıktı.Anladığım kadarı ile hakancelebi.net’ i okumak için dahi olmak gerekiyormuş bu uygulamaya göre :D

Uzun süredir aklımda olan blogun tasarımı ile biraz oynama isteği de bu tetikleyici olay ile gerçekleşmiş oldu.
Ufak-tefek sağdan-soldan bişiylerle oynadım. Yazı alanı çok dardı insan okurken darlanıyordu :D orayı açtım umarım değişiklikler hoşunuza gitmiştir.

İyi çalışmalar.

Az önce posta kutuma çok hoşuma giden bir spam mail düştü. Normalde herkes gibi okumadan sildiğimiz spamlerden farklı bir mail di bu.

Başlığı aynen şöyle : Ardic, Mind2Biz, Doxoft, GGSoft ve Enova sizi Yazilim pozisyonlarina davet ediyor!

Bilişim alanında insan kaynakları portalı sloganı ile yola çıkan Jobula.com dan gelen bu mail içinde bulunduğum “acaba iş mi değiştirsem ” düşüncelerinin üzerine öyle bir indiki, Jobula için “biz istedik bir göz allah verdi iki göz” durumu ortaya çıktı :D

Tüm işi bırakıp gelen uzun maili çözdükten sonra siteye tıklayıp hemen üye oldum. Aktivasyon maili henüz gelmediği için sitenin içeriğini inceleme imkanım henüz olmadı. Ama sitenin, Altın Örümceğin bir kıyakda size geçeyim dediği siteler arasında yer aldığını görüyorum :D Şaka bir yana sadelik ve sonuca odaklılık yapısı ile hoş bir kariyer portalı olarak gördüğümü açıkca ifade edebilirim.

Neyse biz asıl konumuza dönelim. Sitede dolaşırken çok ilginç bir bölüm dikkatimi çekti. İçeriğini detaylı olarak buradan inceleyebileceğiniz bölümde, ülkemizde bilişim sektöründe hangi alanların aylık ortalama ne kadar ücret aldığı grafik ile gösterilmektedir. Devamını oku »

Herkese merhabalar, biliyorum blog yayınlama aralarını biraz açmaya başladım. Sebebini tam olarak bilmiyorum ama artık blog yazmaya başladığım zaman yazı ya yarıda kalıyor yada başlığı attıktan sonra gerisi gelmiyor. Neyseki bu blog öyle değil.

Bu yazının aklıma gelmesi ve ana hatların oluşması Microsoft Türkiyede Nuri Bey ile görüşmemiz esnasında gerçekleşti.  Ülkemizdeki web girişimleri üzerine yaptığımız bana göre zevkli geçen sohbetin ortasında bir ara gözüm Nuri Beyin telefonuna takıldı ve sonra beynimin bir bölümünü işgal eden iphone bulutları bir anda dağıldı.

Çıktığımda kendi kendime, “oğlum gördün iphone dan vazgeçtin bir de WOMM lasaydı ne yapacaktın kim bilir” diyerek Zeynep ile buluşmaya doğru yol aldım.

Ertesi gün oldu ve iş yerine geldiğimde Facebook’u açtım birde ne göreyim :D 1 gün öncesi deneme yapmak için açtığım yeni bir boş uygulamayı 6-7 kişi profiline eklemiş. Sonra Zeyyat aradı telefonda diyoki: Devamını oku »

Neden ve kime yazıldığına hiç girmeyelim. Sabaha karşı 5.30 da yazılmış bir şiir. Sadece paylaşmak istedim. Okuduktan sonra yorumlarınızı alabilirim eğer ilgi görürse diğerlerinide yayınlayabilirim.

Olmazsa bir de şiir alanı açarız, hatta bizim zeyyatda yazar. :D:D

Şiir seven yazılımcılar için güzel bi paylaşım olur.

Veya bu yazıyı 2 hafta sonra okuyup kendime “Ne kadar saçma bir iş yapmışım yazılımcılarla şiir paylaşıyorum” derim.

şiirim burada  üstte bir de müzik var onuda başlatıp dinlerseniz tam bomba olur :D:D:D

Herkese iyi çalışmalar…

Geçenlerde karşılaştığım çok eğlenceli bir videoyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Yahoo Sunnywalle CA da geçen bu güzel video Martt Harding ‘in Yahoo ya daveti ile başlamış.

Yahoo’nun farklı departmanlarında geçen video içerisinde Martt ve Yahoo çalışanları herhangi bir müzik ve ritim olmadan kafalarında canlandırdıkları müzik ile dans ediyorlar.

Martt Harding bu çalışmayı daha önce “Dancing around the world” adı altında farklı ülkelerde Jamie ile dans ederek gerçekleştirmiş ve videoları bir çok kişi tarafından izlenmişti. Türkiyeden de bir sahne olan bu çalışmalara buradan ulaşabilirsiniz. (video youtube üzerinde siz nasıl erişeceğinizi biliyorsunuz :D:D)

Geçtiğimiz günlerde yaşadığı imaj ve moral zedeleyici olaylardan sonra, Yahoo çalışanlarını ve yöneticilerini bu şekilde neşeli ve dinamik görmek hepimizde Yahoo kullanma isteğini artırıyor.

Çok konuşmayayım :D video aşağıda müziği sizinde hoşunuza gittiyse müzikde burada.

İyi eğlenceler.

Bu blogu okuyan herkesi Erkan Tan abimiz gibi selamlamak istiyorum. Merhabalar Türkiye, Merhabalar simitçi amcam, merhabalar fırıncı Ahmet abi, merhabalar phpci eser herkese merhabalar…

Az önce wordpress panelinden baktım ve ilk blogumu yazdığım 08-04-2008  00:17:53 tarihinden buyana sizlerle toplam 46 blog paylaşımım olmuş. Yeri geldi google map e değindik, yeri geldi facebook’un dedikodusunu yaptık, yeri geldi microsoftu gizliden gizliden eleştirdik ama hepsinin bir amacı vardı sizlerle paylaşım içinde olmak. Paylaşım içinde olmayılız ki yeni ufuklar açalım, yeni bilgiler öğrenelim, kendimizin düşüncesinden başka düşünceler görelim.

Kişisel günlüklerdeki asıl olması gereken de budur bence. Okuduğum bloglardan bilgi kazanabiliyorsam veya okuduğunuz bu kişisel blog sitemden sizlere faydalı olabilecek bişiyler sunuyorsam ne mutlu bana.

Bugünde benim dedikodumu yapalım istedim :D

Erkan Tan abimiz diyor ya, “EYYY AHALİ” bu blogun sahibi de bundan 23 sene önce bugün doğdu. Ispartanın gölcük mesirelik alanında piknik yapmakta olan ÇELEBİ ailesi, bu blog sahibi yüzünden pılıyı pırtıyı topladığı gibi hastaneye koşturdular. 06 ağustos 23:00 - 23:30 sularında gözüne açan bu blogcu o günden itibaren yaptığı fırlamalıklar ile bugünlere kadar geldi. Devamını oku »