
Belli bir kesim tarafından Yasaklı Listesine koyulan hatta Şeytanın Kitabı olarak nitelendirilen eser olan Prens bir kaç aydır kitaplığımda okunmayı beklemekteydi. 1513 yılında Machiavelli tarafından kaleme alınan eserde yazar özetle devletin başına geçecek bir prens aramaktadır.
Bu yüzden kitabında, hayalindeki prens için “Nasıl Bir Kişilikte Olması Gerektiği”, “Halka Nasıl Davranacağını”,”Ordu ve Halk Arasındaki İlişki” gibi konularda tavsiyelerde bulunmaktadır.
Kitabı elinize aldığınız zaman, 1513 döneminden bir siyasetçinin geleceğe gönderdiği mektubu okuyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Prens konu başlıkları ve içerik olarak da ilk siyasetnamemize benzemektedir.
Bazı ülkeler ve dinler tarafından saldırı/eleştiri/yasaklanma bombardımanına tutulan bu eser üzerine kendi yorumlarımı süzüp yaptığım kısa tanıtımdan sonra kitaptan bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum.
Faydalı olması dileğiyle. Herkese iyi çalışmalar…
Sivil Prenslik Üzerine
Yazar : Niccolo Machiavelli
Çeviri : Kemal Atakay
Yurttaşların desteği ile başa geçen prenslere diyeceğim şudur:
Kişi bu prensliğe ya halkın ya soyluların desteği ile gelir. Çünkü her şehirde bu iki farklı eğilim bir arada bulunur ve bundan şu sonuç doğar;
Halk soyluların kendisine hükmetmesini ve kendisini ezmesini istemez. Soylular ise halka hükmetmek ve halkı ezmek ister. Bu iki farklı arzudan, şehirde şu üç sonuçtan biri ortaya çıkar: Prenslik, özgürlük ya da kargaşa.
Prensliği hangi tarafın eline geçtiğine bağlı olarak, ya halk ya soylular kurar. Çünkü soylular halka karşı koyamadıklarını görünce, içlerinden birinin saygınlığını artırıp onun gölgesinde arzularını tatmin edebilmek için onu prens yaparlar.
Halk da, soylulara karşı koyamayacağını görünce, onun gücüyle kendini korumak için bir kişiyi yüceltip prens yapar.
Soyluların yardımı ile prens olan kişi halkın yardımıyla prens olan kişiye oranla konumunu korumakta daha büyük zorluklar çeker. Çünkü çevresi kendilerini onunla eşit gören birçok kişiyle çevrili prens konumundadır. Bu yüzden onlara hükmedemez, onları istediği gibi yönlendiremez.
Ama halkın desteği ile yükselen kişi tek başınadır ve hemen herkes ona boyun eğmeye hazırdır. Bunun yanı sıra, başkalarına haksızlık etmeden dürüstlük ile soyluların arzusunu yerine getirmek olanaksızdır. Oysa halkın arzusu elbet yerine getirilir.
Bu yüzden halkın desteği ile prens olan birisi halka arasındaki diyalogu korumalıdır. Bu onun için çok kolaydır. Halkın ondan tek isteği baskı görmemektir. Ama birisi halka rağmen soyluların desteği ile prens olursa, her şeyden önce halkı kazanmaya bakmalıdır. Bu da halkı koruması altına aldığında kolaydır.
Halk kötülük bekledikleri kişiden iyilik görürlerse, iyilik edene daha çok gönül borcu duyarlar. Bu yüzden kendi destekleri ile prens yapmış olduklarına göre daha çok bağlanacaklardır ona.
Prens çeşitli yollardan onların sevgisini kazanabilir, ama bu yollar duruma göre değiştiği için kesin bir kural verilemez. Bu yüzden bu konuya değinmeyeceğim.
Yalnızca şunu belirterek sözümü bağlayacağım. Bir prensin halkla dost olması gerekir. Aksi takdirde kötü günlerinde çaresiz kalır.
Halkı temel alan bir prens, komuta etmesini biliyorsa ve yürekli bir kişiyse, zorluklar karşısında telaşa kapılmıyorsa, başka önlemleri göz ardı etmiyorsa, kişiliği ile ve kurduğu düzenle herkesin moralini yüksek tutuyorsa asla halkın ihanetine uğramaz ve sağlam temeller atmış olduğunu görür.
İstikrarsız dönemlerde prens hep güvenebileceği adam sıkıntısı çeker. Çünkü prens, yurttaşların sakin dönemlerde devlete gereksinme duydukları sakin dönemde gördüklerini temel alamaz. Çünkü o dönemde herkes koşturur, herkes vaatlerde bulunur, herkes ölüm uzakta iken canını vermekten çekinmez.
Ama devletin yurttaşlara gereksinme duydukları zamanda çok az yurttaş bulunur. Üstelik bu deneyim son derece tehlikelidir çünkü ancak bir kez denenebilir. Bu yüzden bilge bir prens yurttaşlarının her zaman ve her koşulda devlete ve kendisine gereksinme duymalarını sağlayacak bir yol düşünmelidir. O zaman hep bağlı kalacaklardır ona.
Popularity: 5% [?]






