Krizde yapılabilecek en akıllıca hareketlerden biri olan kümelenme yöntemini anlattığım önceki yazım, farklı çevrelerden çok güzel/yapıcı eleştiriler aldı.
Geri dönüşlerden ve yazı üzerine arkadaşlar ile yaptığımız sohbetlerimizden çıkardığım en önemli konu başlığı “Güven” oldu.
Bir bakıma haklılar. Kime güveneyim, nasıl güveneyim soruları ile başlayan bir kümelenme hareketi şüphesiz ki ileride büyük sorunlar doğuracaktır.
Peki hedeflediğim, kamuoyun da bilinç oluşması için çabaladığım kümelenme kavramı’nın, en azılı düşmanı olan güven sorununu aşmak için ne yapmalıydım?
En azından Hakan Çelebi’nin elinden ne gelebilirdi?
Her zaman bahsettiğimiz dikey değil yatay genişleme ile yola başlamak istedim ve sorunun kaynağını biraz kurcaladım.
Bu konuda karşıma bir kavram çıktı ve tabire caizse bize cuk diye oturdu.
Sosyal Sermaye
Efendim, Sosyal Sermaye nedir?
- Sokakta, karşıdan gelen birinin çantanıza sarılıp kaçacağını düşünmeden yürüyorsanız
- İnternet alışveriş sitelerinde kredi kartınızı şifresini verirken korkmuyorsanız
- Yeni bir işe başladığınız zaman sözleşmeyi okumadan imzalıyorsanız
- Karşıdan gelen ve yardıma ihtiyacı görünümünden belli olan birine maddi/manevi anlamda yardım yapıyorsanız
- Yargılama süreci devam etmekte olan bir davaya müdahale etme gereği duymuyorsanız
- Esnaf iseniz, komşu dükkana gönül rahatlığı ile anahtar teslim edebiliyorsanız
- vs…
bunların hepsi bizim ortak Sosyal Sermayemiz olmuş olur.
Maddi veya manevi anlamda, sermaye her zaman güç göstergeleri arasında yerini almıştır.
Öyle ki, Sosyal Sermaye ülkeler için manevi anlamda güç göstergesi sayılmaktadır.
Peki, günümüze tekrar dönersek. Sosyal Sermayemizin düştüğünü, az önce sıraladığım somut ifadelerin yok olmaya başlamasından anlayabilirmiyiz?
Ne acı ki malesef anlayabiliriz.
Şimdi karamsarlığa kapılmanın zamanı değil. Toparlanalım ve buraya nereden geldik hatırlayalım.
Öncelikle kümelenmenin faydalarından bahsettik.
Ama baktık ki ondan önce halletmemiz gereken bir sorun var Güven sorunu.
Daha sonra biraz araştırdık ki aslında güven, güçlü ve özgür toplumların sahip olması gereken bir Sosyal Sermaye imiş.
Şimdi aklımıza şu soru geliyor.
“Peki bu Sosyal Sermaye nasıl ölçülür?
Ben gidip Avrupa da Sosyal Sermayem yüksek diye nasıl hava atarım?”
Bu konuyu biraz araştırdım ve karşıma bazı çalışmalar çıktı.
Ülkemizde uzun süredir Sosyal Sermaye konusunda farkındalık yaratmaya çalışan, bu alanda projeler yapan, yayınlar çıkartan ARI Hareketi isimli bir oluşum var.
Ve Sosyal Sermaye üzerine hazırladığı raporlardan biride benim kütüphanemde durmaktaymış.
Orada yazdığı gibi:
Sosyal Sermaye’nin en önemli ölçütlerinden birisi, toplumda ki bireylerin gönüllü kuruluşlara üyelikleridir.
Evetttt.
Kümelenme dedik, Güven dedik, Sosyal Sermaye dedik, iş geldi gönüllü kuruluşlara üye olmaya çattı
Şimdi raporda bulunan bir istatistiğe dikkatinizi çekmek istiyorum.
Türk Gençliğinin Sosyal Faaliyetlere Katılımı
1. Gönüllü faaliyetlerde bizzat görev almak
Evet: %15,4
Hayır Fırsatım Olmadı: %53,9
Hayır Yapmamayı Tercih Ettim: %30,7
2. Sosyal yardım derneklerine ve vakıflara parasal yardım yapmak
Evet: %14,3
Hayır Fırsatım Olmadı: %52,2
Hayır Yapmamayı Tercih Ettim: %33,5
3. Lise veya Üniversitede çeşitli ilgi alanlarına yönelik öğrenci kulüplerine üye olmak
Evet: %11,4
Hayır Fırsatım Olmadı: %48,4
Hayır Yapmamayı Tercih Ettim: %40,2
4. Lise veya Üniversitede siyasi içerikli öğrenci kulüp ve derneklerine üye olmak.
Evet: %3,8
Hayır Fırsatım Olmadı: %32,3
Hayır Yapmamayı Tercih Ettim: %63,8
4. soruya ait sonuçlar yakın tarihimizden ve aile tembihlerimizden dolayı bir nebze anlaşılabilir olsa da, ilk üç madde de çıkan sonuçların kabul edilemez olduğunu düşünüyorum.
Özellikle Cumhuriyetimizin 100. yılına yakışan bir ülke olma, vizyonu ve misyonu içindeki Gençlik olarak, çıkan bu sonuçları iyi irdelememiz ve en kısa sürede bu doğrultuda çözümler/projeler geliştirmemiz gerekmektedir.
İnanıyorumki o zaman, arkaplanında güven yatan tüm sorunlar çok kısa bir sürede çözüme ulaşacaktır.
Herkese İyi Çalışmalar…
Kaynaklar: Arı Hareketi Sosyal Sermaye Raporu







Güzel bir analiz olmuş, özellikle Türk gençliğinin sosyal faaliyetlere katılımını gösteren verilen gerçekten enteresan.