Bildiğiniz gibi, geçen hafta “CEO’lar ile Yönetişim Maceralarım” başlıklı bir yazı dizisine başlamıştım. Aslında buna yazı dizisi değilde, eğitim günlüğü desem daha doğru olacak.

Daha önceki eğitim günlüğünde sıradaki olarak, Autodesk Türkiye Genel Müdürü Tolunay TOMRUK ile ilgili notlarımı aktaracağımı yazmıştım, ama ondan önce bu yazının daha faydalı olacağını düşündüm.

Yeni yönetişim maceram, bir süre önce yabancı ortağı ile yollarını ayıran ve şu anki adıyla KRM Yönetim Danışmanlık firmasının Genel Müdürü Kerim Paker ile geçti. KRM olarak verdikleri hizmet, firmalara İşe Alım ve Bordrolama alanlarında danışmanlık yapmak.

Verdikleri bu hizmet nedeni ile, adaylar ile sık sık mülakatlar yaparak, müşterileri için en faydalı olacak personeli seçmektedirler. Bu bağlamda bütün sektörleri iyi tanıma ve çözüm üretebilme yeteneğine sahip olmaları gerekmektedir.

Kerim Bey aynı zamanda, hem kendi kariyeri hemde firması için faydası olabilecek bir ek görev olan Akademisyen ünvanına sahiptir. (Potansiyel insan kaynağının, üniversitelerde yer aldığını düşünürsek güzel bir seçim)

Eğitime, globalleşmenin getirdiği değişimler ve bu değişimlerin firmalardaki organizasyon yapılarına etkileri ile başlayan PAKER, bizlerin yoğun soru bombardımanı sonucu sunumu tamamlayamadan eğitimi bitirmek zorunda kaldı.

Peki bu ağır bombardımana maruz kalmasına sebep olan konu neydi?

Y JENERASYONU!!!

Bu jenerasyonu kısaca tanımlarsak, 82-83 yılları ve sonrasında doğan gruba verilen isim. Bir çok kişi bu gruba Hamburger, Tüketim vs… Kuşağı gibi isimler de takmaktadır. Bu görüşede katılıyorum. Yanlız bizim tartışmamız Y jenerasyonun tüketim değil, üretim ve iş dünyası tarafındaki faaliyetleri üzerineydi.

Üstteki iki resimde, Y jenerasyonu ile önceki jenerasyon arasındaki farkı somut olarak gösteriyor sanırım.

Peki, Y Jenerasyonu ne yapıyorki ona bu şekilde bir isim takılma gereği duyulmuş?
Sıkı durun geliyorrrr…

1.  Y jenerasyonu, başında ellerini arkasına bağlamış monitörde ne yaptığına bakan ve hiç bişey anlamayan, sırf “Bakın verdiğim görevin takipçisiyimdir, dişim çenem 1 ton basar pitbul gibiyimdir” yaklaşımı gösterme çabasındakilerden hiç haz etmez…

2. Her zaman fikir üretme modundadır. Fikirlerinin dinlenilmesinden ve geri besleme yapılmasından hoşlanır. Bu sebeple, karar alıcılar ile arasına giren ürün müdürü, operasyon müdürü, Direktör vs… ‘lere “Bu şehir ikimize fazla ya sen gideceksin ya ben edası ile yaklaşır.

3. 2. maddeki kişilerle fazla inat içinde bulunmayı sevmez. Çünkü onun için, rahatlık ve kendi kariyeri önemlidir. O yüzden Y jenerasyonu kariyeri boyunca 10 ila 15 arası iş değiştirebilir.
( Tam bu madde konuşulduğu esnada, bir arkadaş “Ben Y jenerasyonun iyi bir üyesiyim sanırım, 26 yaşındayım 6 iş değiştirdim” dedi…)

4. Kontrol edilmekten asla hoşlanmaz. “Şunu yap, bunu yap, sen düşüncesiz bir yaratıksın, ben senin yerine düşünüyorum sende görevi yapmak zorundasın, Turuncu dediysem turuncu olacak, Benim düşünme kabileyetim  - seninde hayata geçirme kabiliyetin var.”
Cümleleri yerine:
“X ürünün lansman görevi sana verildi. Görevlendirme yazın masana bırakıldı. Bir ön araştırma ve yapılabilecekler raporunu çıkarıp sunum yapman faydalı olacaktır.
gibi cümleler duymak ister.

Özetle Y Jenerasyonu Oto-Kontrol yapar. Tepesinde vibration joystick ile kontrol eden bir ara direktöre ihtiyacı yoktur.

5. Oluşmuş bir firma stratejisinde piyon olmak değil, o stratejinin bir parçası olmak ister.

6. Firmada bulunma sebepleri firma için değil kendi kariyerleri içindir. Bunun yanında, Genel Kariyerini geliştirmesi için, o firmada başarılı çalışmalar yapma gerekliliğinin farkındadır. Ve o doğrultuda çaba gösterir.

İşte sıraladığım, Y jenerasyonun tüm bu özelliklerinden dolayı, firmaların insan kaynakları departmanlarında yoğun bir çalışma temposu yaşanmaktadır.
Tabiki bu durum firma için sorun gibi görülürken, insan kaynakları danışmanlık firmaları için bir kazanım olmaktadır.

Yanlız Kerim Bey bu durumu ticari kazanım olarak değil, yeni dünya düzenin getirdiği bir değişim olarak görmektedir. Ve müşterisi olan firmalardan kendisini yöneltilen
“Biz sık sık iş değiştiren eleman aramıyoruz Kerimcim aklında olsun” sözüne şu cevabı veriyor…
“Siz de adam olun, o  elemanı elinizde tutun” (tabiki yakınlık derecesine göre)


Az önce Twitlediğim cümlede (Bugün öğrendim, Y jenerasyonu genciymişim :)) Sıkı bir savunucusu olacağım bunun…tartışmaya açık bir olay çünkü”) söylediğim gibi, bu durum tartışmaya çok açık olan bir konudur ve beraberinde şu soruları getirmektedir.

1. Acaba bu kriz ortamında Y jenerasyonu kavramının hakkını vermek için iş değişikliği yapmak akıllıca mı?

2. Ülkemiz firmaları, Y Jenerasyonuna ve getireceği organizasyon yapısı değişikliğine hazır mı?

Herkese İyi Çalışmalar…