Puslu bir İstanbul sabahın da, boğazın en güzel yerindesiniz.
Etrafınızda aileler, sevgililer, balıkçılar, seyyar satıcılar vs. vs… Hepsinin ortak amacı cumartesi gününü en verimli ÅŸekilde deÄŸerlendirmek. Hepsinin odak noktası boÄŸaz.
Sadece insanlarmı? Martılar, kediler, köpekler vs…
Hepsi yüzlerini eÅŸsiz boÄŸaz manzarasına dönmüşler, soÄŸuk havanın içlerinde yarattığı titremenin keyfi ile çaylarını yudumluyorlar…
Ama ilginç bir şey var. Hemen yan tarafda bulunan bina içerisinde bir grup genç, boğaza küsmüş gibi sırtlarını dönmüşler. Pür dikkat, karşılarındaki konuşan kişileri dinliyorlar.
Sahneye çıkıp hikayesini anlatanlar ise; ‘20 sene önce keÅŸke bizimde böyle bir imkanımız olsaydı‘ cümlesi kuran, Türk iÅŸ insanları / yöneticiler.
Bugün, boğaza sırtını dönüp sabah 10:00 dan , akşam 17:00 ye kadar dört duvar arasında pür dikkat modda duran insaların arasında bende vardım.
( Bu arada, ‘oÄŸlum kaç gündür nerdesin sen?‘ cümlesi ile baÅŸlayan e-posta ve msn iletileri alıyorum. Özür dilerim 2 haftaya yakındır networkde fazla aktif olamadım. Yeni bir iÅŸ teklifi almıştım, orada baÅŸladım detayları sonra paylaÅŸacağım sizinle
Daha önce katıldığım eğitimlerde olduğu gibi, bu eğitimi de sizlere hakancelebi.net üzerinden aktarmaya çalışacağım. Aslında bu aksiyon, dersten sonra 24 saat içerisindeki tekrara benziyor. Kısacası blog yazarı ve okuyucu arasında karşılıklı bir kazanım yaratıyor.
İnteraktif bir ÅŸekilde geçen oturumlarda aldığım özetleri, sorduÄŸum(uz) sorular ve cevapları sizlere sunmaya baÅŸlıyorum…
Süleyman ORAKÇIOĞLU / ORKA GRUP Yönetim Kurulu Başkanı:
Kendi tasviri ile:
Dışarı da tabela bile asmaya yeri olmayan küçük bir iş hanı içerisinde, 20 metrekarelik bir yerde pantolon ve gömlek üreterek macerasına başlamış.
Bir gün ürettiÄŸi gömleklerden birini giymiÅŸ ve ‘Bu ne biçim gömlek, insan giymez bunu‘ diyerek prensip haline getirdiÄŸi kalite kapısını aralamış.
Her zaman, en kaliteli kumaşı en optimum ölçüde kullanarak en iyi tekstil ürünlerini üretmeyi kendisi için misyon haline getiren Orakçıoğlu, yükselme hızınıda bu misyonuna bağlamaktadır.
Oluşturduğu markalar Damat ve Tween ile ülkemizde tanınan Orakçıoğlu, ilk yurt dışı hamlesini Güney Afrikaya yapıyor ve bu ihracat öyküsünü şöyle anlatıyor;
“Bir gün, Güney Afrikadan Türkiye’ye gezi ve iÅŸ amacı ile gelen Cris, ürünlerimizden ufak bir parti alarak ülkesine götürdü. Daha sonra tekrar gelerek sipariÅŸ sayısını artırmaya baÅŸladı. Bu süreçte hem markamızın o bölgede tanınırlığı arttı hemde Cris gibi farklı tüccarlar bizden ürün almaya baÅŸladılar.
Tabiki daha sonra Cris bize bozuldu
Peki dedik. O zaman sen bizi seçtin, bizde seni seçelim. Sen de biz gibi yatırımcı rolüne girmeye hazırsan orada bir maÄŸaza açalım. Cris de tamam dedi ve ilk yurt dışı giriÅŸimimizi Güney Afrikaya yaptık.”
Tabiki bu konuşmanın üzerine benden gelecek soruda tahmin edeceğiniz gibi.
“Azerbaycan ve Hazar bölgesi için düşünceleriniz ve firma politikanız nasıl?” oldu…
“Hakan, Azatlık Meydanında bir maÄŸazamız var
” cevabını aldım…
Konu ihracata gelince Süleyman Bey altı, 2 hatta 3 defa çizilmesi gereken bir söz söyledi:
“Ülkemizi odak nokta kabul edip, çevresini pergel ile yuvarlak içine alın. Bu yuvarlak içerisinde yaklaşık 400 milyon nüfus bulunmaktadır. Bu da deÄŸerlendirilmesi gereken büyük bir fırsattır.”

Konuşmasının çoğu bölümünde tekrarladığı söz ile yazımı bitirmek istiyorum.
Hangi iş ile uğraşıyor olursak olalım, yaptığımız çalışmalar öncelikle, ülkemizin faydasına olacaktır.
Farklı CEO’ların konuÅŸmalarında aldığım notlarımı önümüzdeki günlerde fırsat buldukça ekliyor olacağım.
Herkese İyi Çalışmalar.
Popularity: 1% [?]







