RSS ‘in ülkemizde ilk duyulmaya başladığı zamanlara dönersek, web içerik üreticileri arasında geçen diyaloglar şu şekildeydi.
- Ürün Geliştirici:
İçeriğimizi, browserdan bağımsız masaüstü yazılım ile kullanıcıların bilgisayarına aktaralım.
- Karar Alıcı:
Böyle bir bilgi kanalı site trafiğini azaltır. Olmaz!!!-
Ürün Geliştirici:
O zaman sadece başlıkları ve yazının girişini gösteren bir haberci yapalım.
- Karar Alıcı:
Olabilir yapalım, fakat dönüşümleri rapor olarak istiyorum.
Burada bahsi geçen içerik üretim sistemini, devir daim yapan bir havuz gibi düşünebiliriz. Ürün geliştirici arkadaşımız ise, havuza su pompalayan devreyi su üstüne taşıyarak ortaya görsel bir şölen çıkarmak istiyor.
Ürün geliştiricinin üstünde bir bulut “Bizim canavarlar yapar nasıl olsa. Canavar onlar canavar. ” diyerek fikrini projelendiriyor.
Projesini dosyasına koyup, canavar ve zombilerle dolu yazılım departmanının kapısını çalıyor.
Tüm canavarlar çalışmaktan bitkisel hayata girmiş bir haldeler.
“Selamınaleyküm gençlik, nasıl gidiyor. Yeni birşey geliştirdim, gelin bakalım”.
homurdanan bir sesle “Az kaldı merak etme, biz seni bir geliştirecez. Göreceksin ……”
Zaten işi başından aşkın olan yazılımcılar en kolay yoldan işi üstünden atmanın yolunu arıyorlar ve RSS reader ile tanışıyorlar.
XML paylaşımlara bağlanarak çalışan bu sistem işleyiş olarak ürün geliştiricisinin isteği ile örtüşüyor. Durumu anlatarak her iki tarafıda ikna ediyorlar ve bitkisel yaşamlarına geri dönüyorlar.
Sonuçta, yazılımcılar tarafından oluşturulan dış kullanıma açık paylaşım kaynalı, XML olan teknik yapısı ile birlikte ortaya bir data çıkarıyor.
Havuz modellemesi ile devam edersek. Havuzun ortasından yukarıya doğru çıkan bir boru sürekli su fışkırtıyor. Önceden durağan olan havuz artık hareketlilik kazanıyor ve etrafındaki insan sayısı artıyor.
Havuz başında toplanan insanlar arasında, teknik bilgiyi sahip olanların aklına, bir süre sonra şu düşünce geliyor (genelde o kişiler çekirdek çitlerler) .
“Bu boruya, çok küçük delikleri olan bir başlık yapıp taksak çok güzel görünür.”
“Bu suyu iki tarafa dağıtan bir başlık yapıp taksam, süper olur.”
Gördüğünüz gibi, kaynakları açarak insanlara fırsat verildi;
Eskiden durağan bir görünteye sahip olan havuz, kısa zamanda yaratıcı beyinlerin desteği ile daha dinamik bir yapıya kavuştu.

Üstteki resimde kurduğumuz modeli güzel bir şekilde anlatıyor sanırım.
Paylaşım kanalları sonuna kadar açık, binlerce blog, haber siteleri, sosyal ağ platformlarından oluşan kocaman internet havuzuna boş boş bakan değil.
Elinde çekirdek çitleyerek yeni yaratıcı fikirler üreten bireyler olmamız dileğiyle…
Herkese İyi Çalışmalar…






