Herkese merhabalar, biliyorum blog yayınlama aralarını biraz açmaya başladım. Sebebini tam olarak bilmiyorum ama artık blog yazmaya başladığım zaman yazı ya yarıda kalıyor yada başlığı attıktan sonra gerisi gelmiyor. Neyseki bu blog öyle değil.

Bu yazının aklıma gelmesi ve ana hatların oluşması Microsoft Türkiyede Nuri Bey ile görüşmemiz esnasında gerçekleşti.  Ülkemizdeki web girişimleri üzerine yaptığımız bana göre zevkli geçen sohbetin ortasında bir ara gözüm Nuri Beyin telefonuna takıldı ve sonra beynimin bir bölümünü işgal eden iphone bulutları bir anda dağıldı.

Çıktığımda kendi kendime, “oğlum gördün iphone dan vazgeçtin bir de WOMM lasaydı ne yapacaktın kim bilir” diyerek Zeynep ile buluşmaya doğru yol aldım.

Ertesi gün oldu ve iş yerine geldiğimde Facebook’u açtım birde ne göreyim :D 1 gün öncesi deneme yapmak için açtığım yeni bir boş uygulamayı 6-7 kişi profiline eklemiş. Sonra Zeyyat aradı telefonda diyoki:
- hakan sen …. diye bir uygulama eklemişsin bende ekledim içi boş ama

Arka arkaya gelişen bu iki olay bende adını koyamadığım bir kavram üzerinde farkındalık yarattı. Ve bu blogu yazma ihtiyacı bu farkındalık ile doğdu.

Uzun zamanda beri var olan fakat 6-7 sene önce WOMM diye bir isim verilen Ağızdan Ağıza Pazarlama Tekniği tüm ölçekten firmaların markalarında oluşmasını istedikleri bir pazarlama tekniği olarak bugüne kadar geldi.

Farkettiyseniz istedikleri ifadesini kullandım çünkü firmaların bir pazarlama müdürü transfer edipte oluşturabilecekleri çalışma olmayan WOMM sistemi tamamen kişilerin marka hakkındaki memnuniyetine göre sosyal çevresine uyguladığı bir pazarlama operasyonudur. Ve bu operasyon ile marka ağızda ağıza yayılarak geniş kitlelere ulaşmaktadır.

Günümüz itibari ile işleyiş olarak Womm’a benzeyen bir pazarlama tekniği ile karşı karşıyayız. Web 2.0 rüzgarı ile günümüze taşınan bu tekniğin Womm’a göre tek farkı ürünün isminin yayılması ürünün markası ile değil tüketici kişinin markası ile gerçekleşmesidir.

Eğer siz sosyal çevreniz tarafından beğenilen, bazı konularda otorite olmuş, sık takip edilen biriyseniz evinize aldığınız bir televizyondan veya gittiğiniz bir filmden sosyal çevrenizin haberi olduğu zaman onlarında o filme gitme veya sizin aldığınız televizyonu alma ihtimalleri oluşmaktadır.

Bu teknik şu anda açık olarak twitter,facebook gibi web uygulamaları altında kendini göstermektedir. Facebook hesabınızı açtığınız zaman ekranda hangi arkadaşınızın hangi uygulamayı eklediği veya hangi uygulama altında ne gibi aktivete yaptığını görebiliyorsunuz. Hali hazırda facebook altında bulunan uygulamaların farklı kullanıcılara yayılması da bahsettiğim News Feed alanı ve davetiyeler ile olmaktadır.

Peki bu tekniğin ortaya çıkması süreci nasıl gelişti onu inceleyelim.

1- Mirc dünyasında sağda bulunan listenin en tepesinde “op” olmak isteği ile başladı.

2. Bu istek daha sonra web dünyasında açılan forumların moderatörü ve administrator’u olma yolunda devam etti.

3. Ortaya “Ben admin tanıyorum, Bu forumun moderatörü benim arkadaşım” söylemi çıktı.

4. Web 2.0 ile birlikte arkadaş listelerimiz oluşma başladı.

5. Artık yerinde olmak istediğimiz forum moderatörleri, op lar arkadaş listerimizde yerini almıştı. Ve belki bir gün onlarda da özel mesaj gelir  beklentisi ile web 2.0 dünyasında yolculuk devam etmekteydi.

6. Ama bir den hayatımıza giren Facebook ve klonları, idol olan kişilerin şu an neyaptığını, hangi fotoğrafı eklediğini, hangi fotoğrafa yorum yazdığını News Feed denilen ekranda göstermeye başladı.

7. Bununla beraber artık o idolümüz insanlar göz takibimizde olmaya başladılar.

8. Biz ve bizim gibi idol insanı izleyen kişiler bir kitle oluşturduk. Bu oluşan kitleyede idol kişi “Takipçilerim” adını verdi.

Belki atladığım basamaklar olabilir ama takipçilerim listesinin oluşmasına kadar geçirdiğimiz süreç aynen bu şekilde gerçekleşti.

 ”Peki o kadar anlattında Hakan, sadede gel” dediğinizi duyar gibiyim.
Evet, şu anda “Facebook hayatımızın” içinde bulunan  ajanlar görevlerini en iyi şekilde yapmaktadırlar. Hatta ben bu blogu yayımla dediğim anda bir tane ajan gelip yazıyı alacak ve facebook profilim altında gösterecektir.

Bende diyorum ki bu ajanları dışarıya salalım :D
Ben;
* Herhangi bir hosting firmasından yeni domain aldığım zaman
* Herhangi bir online-bilet firmasından uçak, konser, sinema, tiyatro bileti aldığım zaman
* MCDonaldsda gnctrkcll indiriminden yararlanıp yemek yediğim zaman

ve çeşitlendirebileceğimiz  daha fazla durum da bu ajanlar devreye girsin;
* Benim profil sayfamda
* Blog adresimde
* Takipçilerimin RSS okuyuncularında

bu aktivitelerimi görüntülesin.

Bu uzunnnnnnn yazımda bahsettiğim süreci ve öngörüleri iyi inceleyin ve Google Friend Connect, Facebook ~ Microsoft tarafından gelecek adımları iyi takip edin.

İncelemek ve takip etmek ile yetinmeyenler, ekibi oluşturalım biz yapalım. Nedersiniz güzel olmazmı? Adınada web 3.0 deriz :D

Herkese İyi çalışmalar…