
Bu zamana kadar yazdığım bloglardan sonra bu yazı biraz farklı gelebilir size ama bugün pazar. Birçok kişi için sıradan bir gün olarak görülen, benimde cumartesileri de çalışmam gereken bir işe başlayana kadar öyle gördüğüm bir gün bugün. Cümlenin gelişinden de anlamışsınızdır artık pazar günleri benim için ayrı bir değer kazanmaya başladı.
Çünkü hafta içinde yaşadığımız koşuşturmacalar, sabah erken kalkmalar, otobüsde uyuklamalar esnasında beynimizin bir kenarında “pazar günü bi gelse” cümlesi ile başlayan bir düşünce hepimizde mevcuttur.
Bu düşünce, pazar günü geldiği zaman herkes de bir aktivite içine girme etksi gösterir. Tabiki bu aktiviteler de kişiden kişiye farklılık gösterir. Kimisi için bu aktivite televizyon karşısında yatma, kimisi için balığa gitme, kimisi için de playstation oynama olabilir.
Herkes için farklılık gösteren bu aktivitelerin buluştuğu tek odak nokta vardır oda:
Pazar günün değerli olması ve o günde değer verdiği sevdiği aktiviteyi gerçekleştirmesidir.
Bende bu pazar akşama doğru evden çıkıp hem dışarıda akşam yemeğini yemek hemde biraz dolaşmak için Paşabahçe İskeleye doğruyu çıktım. Yemek den sonra iskele caddesinde dolaşırken o kadar güzel bir mekana rastladım ki, mekanın hakkını teslim etmek için eve geldiğimde ilk işim bu blogu yazmak oldu.
İskele Kafe, Paşabahçe Meydanından iskeleye doğru indiğiniz zaman direk karşınıza çıkan ufak şirin bir çay bahçesi. Yan tarafında akşam yemeği de yiyebileceğiniz bir restaruantı bulunan bu mekanın bana göre en güzel yanı sessizliğiydi.
Bir zamanlar djlik merakımdan
dolayı çok uğraştığım ritim ayarlamaları, seslerin karışmaması, geçişlerin tonların birbiri ile uyumu bende bir hastalık bıraktı sanırım. Nasıl simetri hastalarının, karşıdan gördüğü ve düzeltme imkanı bulamadığı yamuk duran bir tablonun kendilerinde yaptığı rahatsızlık sonucu başlarına ağrı giriyorsa.
Bende de karışan sesler, farklı farklı ritimde müziklerin bir arada çalması başımda çok feci bir ağrı yaratıyor.
Bu yüzden benimle aynı düşüncede olanlar, burası tam size göre bir yer.

Karadenizde kaldığım 5 senede alıştığım çay tadından ve kokusundan dolayı farklı yerlerde içtiğim çaylar bana sıcak su tadında gelir normalde. Ama hiç abartmıyorum bugün tam 4 bardak çay içtim burada. Bu tavsiyede çay hastalarına gelsin
Bu arada “Ohh Hakan ne güzel işte güzel bir pazar günü geçirmişsin” diyenler için söylemeden geçemiyeceğim.
Siz bu yazdıklarıma bakmayın bugün benim için çok boş bir gündü.
Çünkü benim bugün geçirdiğim pazar günü aktivitem diğer insanlarla birlikte buluşma noktası olan “değer verdiği, sevdiği şeyi yapma -(değer verdiği sevdiği kişi ile geçirme)” durağını kaçırdı.
Keşke şimdi bu yazının ve bugünün kapanışını “Neyse sağlık olsun, bu hafta durağı kaçırdık gelecek hafta yol arkadaşımla birlikte o durakta inerim” olarak yapabilseydim.
Malesef yol arkadaşım ile olan karşılıklı değer verme kavramımız tek yönlüymüş.
Neyse siz bakmayın bana mekan güzel, değer verme ve sevgi yolunuzun çift yönlü olduğu kişiyle beraber gidin görün. Yanlız iskeleden ileriye doğru fazla yürümeyin tekel içki fabrikasının tüketim departmanı gece gündüz yoğun olarak çalışıyor
rahatsız etmeyin garipleri.
Blogunu takip ettiğim Sinan Ata’nın güzel paylaşımını bende bu pazar gününde sizlerle paylaşayım.
Buluşma durağında inen veya durağı kaçıran herkese iyi pazarlar.







içtiğiniz çaylar afiyet olsun sizi yine cafemize çay içmeye bekleriz.
Teşekkürler, sizlerinde ellerinize sağlık.
İş yoğunluğu ve soğuklar dolayısı ile bu aralar uğrayamıyorum. Ama İskele cafenin çayını özledim doğrusu
Görüşmek üzere, İyi çalışmalar…
hakan bey malum havalar ısındı paşabahçe iskele cafenin de sezonu açıldı balık ve köftesini tatmanız (özellikle tavsiye ederiz)üzerine de nefis çayından içmek için bekleriz çay yine aynı kalitede