Daha web 2.0 akımına kendimizi yeni kaptırdık dur bakalım ne oluyoruz dediğinizi duyar gibiyim ama kartopu bir kere yuvarlanmaya başladımı onu durdurmanız zor olacaktır. Sizinde onunla birlikte hareket etmeye başlamanız ve o kartopu gibi sizinde gelişmeniz gerekmektedir.
İşte web kartopu da çoktan yuvarlanmaya başladı ve gelişerek yoluna devam ediyor biz türkler veya o kartopu, yolun neresindeyiz bilmiyoruz ama web kar topusunun boyutlarına henüz ulaşamadığımız kesin.

Resimde gördüğünüz temelleri 1980 e dayanan web tarihinin 2030 yılına kadar öngürelen süreceni göstermektedir.
2000 yılı itibari ile web 2.0 kavramı ile birlikte hayatımıza “blog,wiki,tag,rss,social vs..” kelimeler girmeye başladı. Aslında bu kavramlar işleyiş olarak hali hazırda olan ama bizlerin socilaty ve veri paylaşımı yönünde kullanmamız için aklımızın ucuna gelen çalışmalar değildi.
Örneğin bir kurum haber lerini internetten duyurmanın yanında haber bildirim programı kurarak müşterilerine veya kurum üyelerine ulaşmayı planlıyordu. Ve kurum yazılımcısının yapacağı merkez veritabanlarına bağlanan bir program hazırlamak ve bunu internet te yayınlamak olacaktı.
Bu da yazılımcı için yeterince güvenli bir program oluşturmak adına kendisi ile hesaplaşacağı bir süreç haline gelecekti.
Web 2.0 ile yazılımcı, xml - rss kavramları ile tanışarak verilerini dışarıya açabilmenin güvenli bir yolu olduğunu ve bu yolun daha hızlı şekilde çalışacağını gördü. Verileri dışarıya xml ile açan yazılımcı hazırladığı reader program ile müşteri veya kurum üyelerinin haberleri duyuruları kolay bir şekilde ulaşabilmesini sağlamış oldu.
Peki sosyalleşme bunun neresinde diyeceksiniz.
Xml ile verilerini paylaşıma açan yazılımcı aslında kartopunu uçuruma yuvarlamaya başlamış oldu. Bundan sonraki süreç, diğer yazılımcıların hayal gücü ile gelişecek bir yapı kazanmış olacaktır.
İlerleyen süreçde bir çoğumuzun internet hayatına büyük kolaylıklar getiren anahtar kelimeler kavramı girdi.
Javascript ile iki farklı iframe arasında haberleşebilen bir sistem yapmaya çalışan bir yazılımcı web de sorununu aramak için ilk önce kafasında bu sorunla ilgili anahtar kelimeleri çıkarmaya başladı => “javascript iframe haberleşme” gibi.
Veya hazırladığı bir reklam broşüründe güneşin batışında uçan bir martı kullanmayı hayal eden bir tasarımcının ilk yaptığı bu arayışı ile ilgili anahtar kelimeleri düşünmek oldu.
=> martı, günbatımı
Tabiki teknolojinin ilerlemesi ile anahtar kelimeler yerlerini aranılan öğenin tam cümlesi ile sonuç bulmaya kadar getirdi. örneğin => güneşin batışında uçan bir martı.
Aslında burada kurulan sistemin günlük hayatta örneği çoktur.
Alışveriş için gittiğimiz bir süpermarketi düşünelim. Girdiğiniz zaman ürün yerleri belirten bir yazı olmadığını düşünün alışveriş ne kadar zor bir hale gelir.
Fakat firmalar, reyonlarının üstlerine ekledikleri yazılar ile insanların alışverişlerini daha kolay bir şekilde yapabilecekleri bir süpermarket haline gelirler. Bir nevi firma sahibi süpermarketini kategorilere ayırmış olur. Web yazılımcılarının bir çoğunun web 2.0 dan önceye kadar yaptığı çalışmaların bir çoğunda bu kategorilere ayrılmış veri yapıları vardı.
İlerleyen dönem de firma sahibi insanların kendisinin belirlediği kategoriler ile müşterinin kafasında kategori arasında fark olduğunu görmeye başladı. Örneğin bir koli bantı, firma sahibi için ev ürünleri bölümü kategorisine, müşteri için kırtasiye bölümü kategorisine sahip olduğu ve bunun da ilerleyen zamanlarda sorunlar yaratmaya başladığı görüldü. Bunun üzerine firma girişe koyduğu bir ürün arama konsolu ile koli bantı yazan birinin kolay bir şekilde o ürünü bulmasını sağladı.
Ürün - Kategorilendirme - Anahtar Kelimeler
bu genelden özele giden yapı ile web de süpermarket gibi kullanılması kolay bir yapı kazandı.
İnsanoğlunun her zaman en iyi, en güzel, en kolayı istemesi içgüdüsü yine insanoğlunun hedeflerini de bu yönlere çekmiştir. Bizler için kolay gibi görünen web bir çok insan için hala zor ve içine girildiği zaman kaybolunan bir dünya olarak görülmektedir.
Anahtar kelimeler yazılıp sonuç bulunuyor bunun neresi zor? diyeceksiniz.
Zor olan yanı şu; siz bir resmi internette herhangi bir image arama sistemine yüklüyorsunuz bu resim “atatürk resmi” olsun. Anahtar kelime olarak “ATATÜRK” kelimesini sisteme giriyorsunuz. Arama bölümüne “Mustafa KEMAL” yazan biri sizin
eklediğiniz resmi sonuçlar arasında göremiyor. Çünkü bir den fazla çağrışım kelimesi olan bir nesneyi sisteme ekleyerek anahtar kelimelerini belirleyen karar mekanizması siz olduğunuz için sizin ve arama yapan kullanıcının aynı nesne hakkında çakışmayan anahtar kelimeleri sonucunda arama sonuçlarındaki hata payı yüksek oluyor.
Yapılan araştırmalar ve öngörüler doğrultasunda, işte burada web 3.0 devreye girecek siz sisteme herhangi bir resim eklediniz zaman onun Atatürk’ün resmi olduğunu tanıyacak ve sizden anahtar kelime istemesine gerek kalmadan o dosyayı internette yayınlayabileceksiniz. Arama sonuçlarıda sistemde saklı olan anahtar kelimeler içinde yapılacak.
Şu anda Google da bir email icon’u arayacağınız zaman “email icon” yazıyorsunuz ve sistem o resmi dosya adlarında arayarak sonuçları ekrana getiriyor. İleride web 3.0 la birlikte “email icon” yazdığınız zaman email ile eşleşen resimler örneğin mektup,posta kutusu vs gibi resimler webde bulunacak ve sonuçlar arasına eklenecek bu sayede direk sonuca hızlı ve kolay bir şekilde ulaşacağız.
Bu sisteme verdikleri isim “semantic search,semantic web,semantic database” yani
Anlamlı İnternet
Belki ilk başta hayal gibi görünüyor ama bir zamanlar verilerinizi veritabanınıza bağlantı vermeden dışarıya açmak da bir hayaldi.







[…] Makalerler WikiPedia ve hakancelebi.net adreslerinden alınmıştır. Özgün sürümleri için aşağıdaki linklere […]