Murat ŞAHİN Orijinal Kurucu Ortak:

Ne yalan söyleyeyim, ilk izlenimim biraz olumsuzdu. EÄŸitim  baÅŸladığı zaman Murat Bey CEO’s dergisinde  yaptığı röportajlardan ve baÅŸarılı yöneticilerden bahsediyordu.

Biz kendi hikayesini anlatacak birini beklerken başka CEO lardan bahseden biri ile karşı karşıyaydık.

Ama Murat ŞAHİN tam o anda bize öyle bir gol attı ki;

“Ben kendime ÅŸunu sordum, hayatım bu ÅŸekilde CEO ları kaleme almakla mı geçecek? Artık benimde birÅŸeyler yapmam lazım”.

Evet bu sözün üstüne, hepimiz toparlandık ve salonu bir girişimcilik heyecanı sardı.
Murat ŞAHİN ve ortağı bu kararı kendi aralarında da konuşuyorlar  ve tüm işlerden hisse devirleri ile elini eteklerini çekiyorlar. Devamını da şu şekilde anlatıyor;

“Ortağım ile beraber Türkiye de hiç yapılmamış projeler yapmamız gerektiÄŸini düşünüyorduk. Yurt dışında baÅŸarılı olmuÅŸ modelleri ülkemizde uygulamak veya kendi orijinal fikirlerimizi hayata geçirmek istiyorduk. Bu kararın üstüne, akÅŸam üzeri ortağım ile beraber kafaları çekmeye gittik. Çıkışta haliyle ikimizde araba kullanamayacak durumdaydık ama ortağım direksiyona geçti, 100 mt gittik ve polis çevirdi. Hem para cezası hemde ehliyete 6 ay el konulması bizi baya etkiledi.

Ertesi gün sabahı içimden ÅŸunu dedim. EÄŸer bir ÅŸoför hizmeti olsaydı ve çıkışta arasaydık, gelir ve arabamızla bizi eve bırakırdı. Bunlar da başımıza gelmezdi.”

İşte size orijinal bir fikir. Dolayısı ile şirketin ismide Orijinal oluyor. Ve bu fikri uygulamaya başlıyorlar.

Devamını oku »

Popularity: 1% [?]

Puslu bir İstanbul sabahın da, boğazın en güzel yerindesiniz.
Etrafınızda aileler, sevgililer, balıkçılar, seyyar satıcılar vs. vs… Hepsinin ortak amacı cumartesi gününü en verimli ÅŸekilde deÄŸerlendirmek. Hepsinin odak noktası boÄŸaz.

Sadece insanlarmı? Martılar, kediler, köpekler vs…
Hepsi yüzlerini eÅŸsiz boÄŸaz manzarasına dönmüşler, soÄŸuk havanın içlerinde yarattığı titremenin keyfi ile çaylarını yudumluyorlar…
Ama ilginç bir şey var. Hemen yan tarafda bulunan bina içerisinde bir grup genç, boğaza küsmüş gibi sırtlarını dönmüşler. Pür dikkat, karşılarındaki konuşan kişileri dinliyorlar.

Sahneye çıkıp hikayesini anlatanlar ise; ‘20 sene önce keÅŸke bizimde böyle bir imkanımız olsaydı‘ cümlesi kuran, Türk iÅŸ insanları / yöneticiler.

Bugün, boğaza sırtını dönüp sabah 10:00 dan , akşam 17:00 ye kadar dört duvar arasında pür dikkat modda duran insaların arasında bende vardım.

( Bu arada, ‘oÄŸlum kaç gündür nerdesin sen?‘ cümlesi ile baÅŸlayan e-posta ve msn iletileri alıyorum. Özür dilerim 2 haftaya yakındır networkde fazla aktif olamadım. Yeni bir iÅŸ teklifi almıştım, orada baÅŸladım detayları sonra paylaÅŸacağım sizinle ;)

Daha önce katıldığım eğitimlerde olduğu gibi, bu eğitimi de sizlere hakancelebi.net üzerinden aktarmaya çalışacağım. Aslında bu aksiyon, dersten sonra 24 saat içerisindeki tekrara benziyor. Kısacası blog yazarı ve okuyucu arasında karşılıklı bir kazanım yaratıyor.

İnteraktif bir ÅŸekilde geçen oturumlarda aldığım özetleri, sorduÄŸum(uz) sorular ve cevapları sizlere sunmaya baÅŸlıyorum…

Devamını oku »

Popularity: 1% [?]

RSS ‘in ülkemizde ilk duyulmaya baÅŸladığı zamanlara dönersek, web içerik üreticileri arasında geçen diyaloglar ÅŸu ÅŸekildeydi.

- Ürün Geliştirici:
İçeriğimizi, browserdan bağımsız masaüstü yazılım ile kullanıcıların bilgisayarına aktaralım.

- Karar Alıcı: 
Böyle bir bilgi kanalı site trafiğini azaltır. Olmaz!!!-

Ürün Geliştirici:
O zaman sadece başlıkları ve yazının girişini gösteren bir haberci yapalım.

- Karar Alıcı:
Olabilir yapalım, fakat dönüşümleri rapor olarak istiyorum.

Burada bahsi geçen içerik üretim sistemini, devir daim yapan bir havuz gibi düşünebiliriz. Ürün geliştirici arkadaşımız ise, havuza su pompalayan devreyi su üstüne taşıyarak ortaya görsel bir şölen çıkarmak istiyor.

Devamını oku »

Popularity: 1% [?]

Hayrola Ne oldu….?

- Bülent Ersoy Twitter kullanmaya mı başladı ?
- Ülkemiz web girişimcileri Proje İhracatın da rekor mu kırdı ?
- Mynet bu sayfadaki “Hogeldiniz” yazısını mı düzeltti yoksa ?

hepsine de hayırrrrr.

Hala aynı tas aynı hamam devam ediyoruz. O yüzden bende modaya uyup sizleri  bu yazıma HO_GELDİNİZ diyerek selamlıyorum.

Biz bu blog denen araçlarda;

  • Twitlemenin deÄŸil sosyal medyanın önemini anlatırken…
  • Sizin kendinizin bir marka olduÄŸunuzu hissetmenizi saÄŸlarken
    SEN = PRIMARY_KEY = SENDEN BAÅžKA YOK = ANAHTAR
  • Hatta bu marka deÄŸerinizi yükseltmeniz için gerekli olan araçların tanıtımını yaparken…
  • Krizin psikolojik bir operasyona dönüştüğü günlerde “anam anam kriz geliyor” çığırtganlığı yapmadan, görebildiÄŸimiz kadarı ile fırsat kokan yerleri anlatırken…

birileri o kadar güzel bir nokta yakalamış ki ben yeni farkettim “Helal Olsun” diyorum.

Devamını oku »

Popularity: 1% [?]

Bu blogu yazsam mı? yazmasam mı? diye çok düşündüm. Yüzeysel olarak bakarsak gereksiz bir olay olarak düşünebilirsiniz ama beraberinde getireceği sonuçları incelersek sosyal medya açısından büyük kazanımlar yaratacak bir haber diyebilirim.

Haber ne mi? Britney Spears da artık Twitter’da.

“Welcome to Britney Spears’ Twitter! Follow the latest in Britney news and get updates straight from Britney and her entourage” güncellemesi ile bundan 10 gün önce Twitter hayatına baÅŸlamış.

Peki twittleme işlemini Britney bizim gibi bilgisayar başına geçip mi yapıyor? Tabiki hayır. Bu işlemler ile PR ekibi ilgileniyor.

Britney’in resmi web sitesini incelediÄŸim zaman ilk gözüme çarpan “Friend Britney” bölümü oldu.
Gördüğünüz gibi PR ekibi, Sosyal Medya’nın kendini en çok hissetirdiÄŸi platformlarda çoktan yerini almış.

10 günlük kısa bir sürede takipçi sayısının 3875 ulaşması, insanların bu yönde ihtiyaçları olduğunu gösteriyor.

Bu gelen haber üstüne, Nuri Çankaya ve Yüce Zerey’in Twitter ve Mikro Bloglama üzerine yaptıkları sohbet aklıma geldi. Hocalarımız varken çok da fazla konuÅŸmak istemiyorum mutlaka izleyin.

Nuri Çankaya ve Yüce Zerey’in yaptığı sohbete buradan
Britney Spears Twitter adresine buradan ulaÅŸabilirsiniz.
Benim Twitter adresime de buradan ulaÅŸabilirsiniz.

Rastladığım diğer popüler twitter kullanıcıları:
Barack Obama
Hillary Clinton
John McCain

(Sanırım bu isimlerin twitter da bulunması sosyal medya üzerine neden bu kadar çok konuştuğumuzu  ortaya koyuyordur.)

Nuri Beyin dediÄŸi gibi, “biz de bir ünlümüzden twitter bekliyoruz” :)
Herkese iyi çalışmalar…

Popularity: 1% [?]

Az önce kahvaltı yaparken Trt de Avustralya Postası isimli programa rastladım. Avrupa ve Amerikadan farklı olarak fazla göz önünde olmayan ülkelerin günlük yaşamlarına ekonomilerine hep ilgim olduğu için biraz mola verdim bu programda.

İçerik olarak Avustralya da yaşayan Türklerin gündelik yaşamları, sosyal, kültürel, ticari aktivitelerini konu alan bir programdı.

Programın ortalarına doğru, Avustralyada yapılan bir Gıda Fuarına katılarak katılımcılar ve ziyaretçiler ile röportajlar yaptılar. Ülkemizde yapılan ve benim de katılımcı veya ziyaretçi olarak bulunduğum Gıda Fuarlarından farklılığı ilk bakışta göze çarpıyordu.
Şimdi o farkı anlatarak amacı övgü ve harekete geçirme olan yazımı eleştiriye çevirmek istemiyorum.

Fuarda Türk Gıda Firmaları da vardı ve sunucu tek tek stantları dolaÅŸtı. Gördüklerim karşında o kadar gururlandım ve mutlu oldum ki. Bizim burada ülkemizde tükettiÄŸimiz Bulgur, Komposto, Åžehriye, Ev Makarnaları vs… aklınıza gelen tüm yöresel ürünlerimiz o stantlarda yerini almıştı.
Sadece yöresel ürünler değil sıklıkla tükettiğimiz popüler yiyeceklerimizde oradaydı. Örneğin bir firma, Samsun Pidesini dondurulmuş olarak standına koymuş gelen ziyaretçilerine tadımlık olarak sunuyordu.

Sunucu, firma sahibine şöyle bir soru sordu:
- Avustralyada Pideyi tanıtmak çok güzel bir fikir çalışmalarınız neler?
- Bizim Avustralya ya pideyi tanıtmamıza gerek yok. Herkes pideyi tanıyor ve Türkiye ait bir ürün olduğunu biliyor. Biz şimdi burada Samsun Pidesini tanıtıyoruz.

Bir çoğumuzun belkide anavatanında daha yiyemediği Samsun Pidesini firmalar Avustralyaya ihraç etmeye başlamışlar.

Sunucu şöyle devam ediyor:
- Peki Avustralya ülkemize çok uzak, ihracat yapmanız zor olmuyor mu?
- Artık Dünyada uzaklık diye bir kavram kalmadı. İzmir den Adana ne kadar uzaklıkta ise Türkiyeden de Avustralya da o uzaklıkta. Yanlızca gemiler ile konteynır taşıması günler sürüyor oda teknolojinin ilerlemesi ile Gıda Taşımacılığı açısından sorun olmuyor artık.

Sizde bende bu iş akışının dışındayız tam olarak detaylarını bilmiyoruz ama şöyle bir incelersek:
- Gıda Firmaları Türkiye de üretimini gerçekleştiriyor.
- Oluşturulan veya mevcut bulunan bayi kanalları ile piyasaya sürüyor.
- Yaptığı çalışmalar ve ürün kalitesi ile oturmuş bir pazar payı yakalıyor.
- Gıda sektöründe, gelen Talep miktarına güvenerek üretimi artırmanın maliyetleri düşüreceğini biliyor. Bu sebeple üretimi artırıyor.
- Her vizyon sahibi iş adamı gibi fuarlara katılmanın önemini biliyor. Ufuk çizgisini Türkiyenin ilerisine taşıyor ve farklı ülkelerden bağlantılar yakalıyor.
- Gıdanın taşıma ve gümrük işlemleri esnasında bozulma riskini göz önüne alarak bu işe giriyor.
- Ve kendisinin de söylediği gibi yeni teknoloji sayesinde Avustralya kadar uzak bir yere Gıda İhracatına başlıyor.

Sözü bizim sektör olan İnternete getireceğim kaçışınız yok.
PEKİİ biz başarılı olmuş girişimciler diyip kendimi o topluluğun arasına katmayayım  çünkü daha tam anlamıyla işte budur diyeceğim büyük bir projeye imza atmış değilim henüz.

Ama sizler, ülkemizde [bizim öss dertleri ile uğraştığımız zamanlar :) ] yaptığınız girişimler ile başaralı olmuş Web Girişimcileri. Sizin ürünlerinizin Avustralya ya giderken bozulma riski var mı?

Gıda ürünün Avustralyaya ulaşması 30 gün sürerken sizin açtığınız Avustralya Domaini altındaki projeyi teknik açıdan güncellemeniz 30 gün sürecek mi?

Bakın okuyan herkes hayırrr diyor….

Belki projenizi yerelleÅŸtirme kısmında zorlanacaksınız, veya kültürel uyuÅŸmazlıklar ile karşılacaksınız ama gurbetçi derneklerin, danışmanlık firmalarının ve konsolusluklarımızın kapılarını ihracatçılara sonuna kadar açtığı bu dönemlerde sizler, Lacivert Restaruant’ da büyüklere kendinizi tanıtırken bir kolunuz da bilgisayar başında ülke araÅŸtırması yapsa güzel olmaz mı?   [ evettt olurrrr :) ]

Bu düşüncemden dolayı GROU.PS, Yogurtistan , Defne Bilgi İşlem ve bu  gibi tüm Türk girişimci firmaların çalışmalarını ilgiyle takip ediyorum ve başarılar diliyorum.

Gurur duyarak okuduğumuz ve artarak devam eden Bu gibi haberlerin önümüzdeki dönemlerde bu şekilde de kendisini göstermesi dileğiyle,

Tüm Türk giriÅŸimcilere iyi çalışmalar…

Popularity: 1% [?]

Bugün (8 ekim Çarşamba 2008) öğle saatleri Taksimde, tarih kokan bir cadde üzerinde yine aynı tarih kokusu katsayısına sahip bir bina. Binanın girişinde, sosyalleşme ihtiyacı yüzünden akan bir amca ve ona Anadoludan gelen sıcak bir SELAMALEYKÜM.
(karşılığıda tabiki VEALEYKÜMSELAM şeklinde geldi)

Yanlış hatırlamıyorsam 4. katta ve her tarafı beyazlarla çevrili bir odadayım.

İçeri de bir yazı tahtası,  “abi biz kalabalığız masaları birleÅŸtirelim” edası ile oluÅŸturulmuÅŸ uzun bir masa ve karşılıklı koltuklar.
Ama hiç abartmıyorum herşey beyaz. Duvarda takılı olan klimanın varlığını içerisinin aşırı sıcaklığını hissetiğiniz zaman farkediyorsunuz.

1 dk….5dk…10dk…15-20dk = Orada bulunma nedenimi unutturacak bir bekleme süresi. Ve mutlu son(mutlu bir baÅŸlangıçda olabilir) kapı tıktıklandı…içeriye bir bayan girdi.

O uzun bekleme süresinde odamla ve oturduÄŸum koltuÄŸumla o kadar bütünleÅŸmiÅŸim ki kapı tıklama sesine “buyrun” ÅŸeklinde bir tepki verdim. Heralde 1 saat daha geçseydi dışarıya çıkıp evet çalışın arkadaÅŸlar çalışın diye daha uçuk bir tepki verecektim.

Şöyle bir yükseldim ve tepeden gördüğüm kadarı ile bir bay bir bayan karşılıklı oturuyorlar. Oturuşuna bakarsak ofisin sahibide bay olan arkadaş. Ama soruları nedense bayan soruyor.
Devamını oku »

Popularity: 2% [?]

Gecenin 01:43 ‘ü RSS ve Kitap okumaktan gözlerim ÅŸaşı olmuÅŸ durumda. Faydalı olabilecekleri beynimin içinden bir boÅŸluk bulup oraya yerleÅŸtiriyor, boÅŸluk yoksa tarihi geçenleri silip yenilerini yüklüyorum.

Tüm bunları yaparken nedense bir telaş içindeyim. Sanki ben bu bilgileri okuyup anlamaya çalışırken birileri yarın önüme uygulama halinde sunacak düşüncesindeyim. Bu düşünce içinde olmamın nedeninide sanırım yaptığım son yurtdışı girişimlerimin gösterdiği acı gerçekler.

hakancelebi.net’i  takip eden sizler, az buçuk beni tanımışsınızdır.Açık konuÅŸmasını, kendimden örnekler vermeyi, samimi olmayı seviyorum.

Az önce’de Eser‘ e söyledim.
“Eser babam aradı az önce hadi oÄŸlum bir tutturamadınız diyor.
Ne bu bizim ÅŸansımız açık konuÅŸalım bak bende mi var bir sorun?”
dedim.
Eser
‘in cevabıda sorumla aynı açıklık katsayısına sahipti.
Evet sende var sorun. Çok büyük düşünüyorsun”

Nalet olsun içimdeki bu “genç türkler gelip herÅŸeyi deÄŸiÅŸtirecek” sözü sevgisine ama Eser çok haklı.

Birgün Amerikada Uzay Bilimi alanında bir Think-tank kurumunda toplantı yapılıyormuÅŸ ve ülkemizden prof. hocamız toplantıya katılmış. Yuvarlak masa toplantıda üretilen öngörüleri hocamız dinliyormuÅŸ ve doÄŸal olarak diÄŸerlerinin arasında garip kalıyormuÅŸ. DiÄŸer bilim adamlarından birisi imalı imalı “sizin hiç astronotunuz yok deÄŸilmi” demiÅŸ.
Bizim hocamızda “uzay aracımız olmadığından astronota da gerek yok” demiÅŸ. Devamını oku »

Popularity: 2% [?]

Rss ime bomba gibi düşen bir paylaşım çok hoÅŸuma gitti :D sizlerle paylaşıyorum…

Popularity: 2% [?]

(Tam bu yazıyı yazarken TURKÇ kanalında bir klip çıktı ağzım açık izledim :D abartmıyorum tam bir saat nette aradım sonunda buldum sizede tavsiye ederim güzel konuya değinmiş ÖzgürB - Yalan Kutusu)

Eveett biz gelelim alıcı satıcı arasına girme stratejilerimizin ikinci bölümüne. İlk bölümde dünyamız üzerinde yaşayan varlıkların temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerçekleştirdikleri etkiye karşı, bir ticari zincir tepkisi ortaya çıktığından bahsetmiştim.

Bu zincir, birbiri ile bağlantı olarak yeni sektörlerin oluşmasına yol açtığına değindik ve bunu güzel bir örnek ile modelledik.

“İşin mi yok Hakan bırak alıcı da satıcı da durumundan memnun ÅŸimdi başımıza iÅŸ çıkarma”.  gibi bir cümle kuranları buraya yönlendiriyorum. Arabanız kalkmak üzere :D

Biz de Araya Girme Projelerini incelemeye devam edelim. Devamını oku »

Popularity: 2% [?]